Avrupa'da fena kapıştılar!

Avrupa Parlamentosu’nda Yeşiller Grubu’nun himayesinde önceki gün yapılan “Türkiye’de neler oluyor?” konulu konferans, bağımsız milletvekilleri Mesut Yılmaz ve Ufuk Uras arasında ilginç tartışmalara da sahne oldu.
Bir tek AKP konusunda paralel görüş sergileyen Yılmaz ve Uras, diğer konularda oldukça farklı bir görüşler ortaya koydular. Yılmaz ve Uras’ın güncel konulara bakışını yansıtan bazı diyaloglar şu şekilde gerçekleşti:
Ordunun rolü
Ufuk Uras: 2004 yılında bazı emekli generallerin darbe girişiminde bulunduğu ortaya çıktı. Parlamentoda bunlara karşı araştırma önergesi verdim. Teker teker 550 milletvekiline gönderdim. Bakalım altını imzalayacaklar mı? Darbe teşebbüsünde bulunan generallere karşı meclis bir irade koyacak mı?
Mesut Yılmaz: Askerlerle en çok polemik yapan siyasetçilerden biriyim. Başbakan olduğum dönemde bana karşı açıklamalar yaptılar, ben de onlara karşı açıklamalar yaptım. Ama bugün size bütün samimiyetimle ifade ediyorum ki, Türk generallerinde ülkeyi yönetmek diye bir ihtiras ve arzu söz konusu değildir. Kişisel olarak bu arzu içinde olanlar çıkmıştır, ancak kurum bunları elemiştir. Ordunun, Batı’nın anlayamamasından rahatsız olduğu iki endişesi var: Bölücülük ve dine dayalı devlet modeli. Bu iki tehlike ortadan kalksa, siyasi iktidar yeterli duyarlılığa sahip olsa ve askere gerekli güvenceyi verse, emin olun ki asker siyasete hiç karışmaz. Ama bu iki konu kanayan bir yara olmaya devam ettikçe askerlerin bu konuda kışlalarına dönmesi beklenemez, çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin devamını ancak bu iki hassas konunun tehlikeye girmemesinde görmektedirler.
Bu konuda aşırı duyarlılar ve bu duyarlılık sadece onlarda değil, toplumun büyük kesiminde vardır.
Mesut Yılmaz: İran’daki gelişmeyi hiçbirimiz göz ardı edemeyiz. İran’da Ufuk Bey gibi liberaller, solcular hepsi Humeyni’ye destek verdiler. Çünkü Humeyni onlara güvence verdi. ‘Hiçbir zorlama yapılmayacaktır’ dedi.
Hatta ilk geldiğinde liberal bir insanı cumhurbaşkanı yaptı. Ama bir yıl içinde işler öylesine değişti ki, o cumhurbaşkanı ülkeden zor kaçtı. Hiçbir özgürlük kalmadı.
Ufuk Uras: İran-Türkiye benzetmesi doğru değildir. Tayyip Erdoğan Humeyni değildir. İmam bilmem ne değildir. TUDEH yöneticilerine ‘Bugün olsa ne yapardınız?’ diye soruyorum, ‘Yanlışlarımız olabilir, ama yine demokrasiyi savunurduk’ diyorlar.
Mesut Yılmaz: Unutmayın, İran’da bugün ne TUDEH var ne de demokrasi var. Eğer demokrasiyi korumak istiyorsak, konuya daha gerçekçi yaklaşmamız gerek. Burada kumar oynayamayız. Ülkemizin kaderi söz konusu.
Parti kapatma
Mesut Yılmaz: Almanya, neo-nazi tehlikesinin karşısında fikir özgürlüğüne kısıtlama getirebilmektedir. Yani özgürlükler arasında demokrasiyi koruma amacıyla ayrım yapabilmektedir. Yine Almanya’da 1950’li yıllarda komünist parti daha sonra neo-nazi partisi kapatılmıştır.
Ufuk Uras: Tarih 1950’lerdir, Soğuk Savaş dönemidir. Şimdi biz 21. yüzyıl Türkiye’sini şekillendirmede Soğuk Savaş dönemini mi referans alacağız, yoksa bugünün teamüllerini mi demokrasinin evrensel ilkelerini mi? Geriye doğru mu gideceğiz ileriye doğru mu gideceğiz?
Mesut Yılmaz: Parti kapatma çok ilkel bir ceza olduğu halde bugün Türkiye’nin gerçekleri karşısında korunması gereken bir önlemdir.
Ufuk Uras: AKP’yi kapattık, DTP’yi kapattık... Seçmeni nereye kapatacaksınız? Bildiğiniz bir gardırop var mı, onu da oraya kapatalım. Daha önce kapatılmış meseleleri yasaklarla çözemediğimize göre bu bizim Türkiye’nin maçlarına benziyor. Golü önce kalemizde görüyoruz, sonra yaşam kavgası veriyoruz.
Fırat: Ümit ediyorum haber yanlıştır
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, eski başbakanlardan Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz’ın Avrupa Parlamentosu’nda söylediği iddia edilen sözlere ilişkin haberlerin yanlış olduğunu ümit ettiğini söyledi. Yılmaz’ın “Ordu kışlasına dönemez” sözlerine yanıt veren Fırat şunları söyledi: “Kendisini tanıyorum. Ümit ediyorum ki bu haber yanlıştır. Çünkü bu AKP’ye karşı bir söylemdir. Türkiye itibarına karşı söylenmiş bir sözdür. Eski bir başbakanın böyle bir şeyi yapabilmesini aklım ve mantığım almıyor. Yılmaz, deneyimli bir siyasetçi. Türkiye’nin AB normlarına uymayan bir ülke imajını yaratacak bir konuşmayı yapmadığına inanıyorum. Öyle temenni ediyorum. Çünkü doğrusu, devlet adamına böyle bir söylemi Avrupa’da söylemesini yakıştıramadım.” (MİLLİYET), vatan
Gül'e rakip isimler mi geliyor?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı için “arkadaşlar olabilir” vurgusu parti içinde de yankı buldu. Başbakan’ın sözlerinin arkasında ne yattığı sorusu farklı şekillerde yorumlanırken, Abdullah Gül’ün yanı sıra hangi isimlerin aday olabileceği de tartışılıyor.
Parti içinde öne geçen isimler arasında eşlerinin başı açık olanlara dikkat çekiyor.
*Beşir Atalay
*Murat Başesgioğlu
*Mehmet Aydın
*Vecdi Gönül
*Burhan Kuzu cumhurbaşkanlığı için konuşulan isimler.
Eşinin başı boneli olan, Cemil Çiçek de ismi öne geçen adaylar arasında yer alıyor. Kulislere yansıyan diğer isimler de Zafer Üskül ve Ertuğrul Günay. Ancak parti içinde, bu isimlerin adaylıklarına daha mesafeli yaklaşılıyor.
BU KEZ ADAY AÇIKLAMAYACAK
AKP’de yaygın bir görüş de bu kez Başbakan Erdoğan’ın “kendi adayını” açıklamayacağı yönünde. Bu düşünceyi dile getirenler, Başbakan’ın 22 Temmuz öncesinde “Benim adayım Abdullah Gül kardeşim” diyerek sorumluluğu tümüyle üstüne aldığı, bu kez tutumunun böyle olmayacağı görüşünde. Bu kesim, Başbakan’ın yeni süreçte yeni strateji izlediğini, bu kez “Kararı Abdullah Gül verecek, onun taktiridir” sözlerinin aslında “benim adayım Gül değildir” anlamını taşıdığını savunuyor.
Kimilerine göre ise “Gül’den başka aday söz konusu değil. Erdoğan, çoğul konuşarak, aday hakkında nabız yoklamak üzere diğer partilerin liderlerine gidecek AKP yetkililerini kastediyor.” Bir başka yoruma göre, “Başbakan Erdoğan, kamuoyunu şaşırtmak için bu sözü kasıtlı olarak kullanıyor. Yine en güçlü tek aday Gül.”
Kimi kastettiği tartışılıyor
· AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin: “Bana göre, Başbakan Cumhurbaşkanlığı adayına ilişkin liderlerle yapacağı görüşmeye gidecek parti yetkililerini kastetti. Adayın kim olduğunu bilemeyiz ama benim olmadığım kesin”
· AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı: “Bu sözle sayın Başbakan’ın neyi kastettiğini bilmiyorum. Yorum yapmak da bana düşmez. Ben zaten hiçbir konuda tahmin yapmayı sevmem.”
· AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli: “Bu konuda yorum yapmak istemem. Başbakan’ın ‘arkadaşlar’ sözünü söylediği sırada yanında yer alıyordum. Herhangi bir toplantıda bu sözün ne anlama geldiğini konuşmadık.”AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş: “Başbakan Erdoğan “arkadaşlar” sözü ile anayasaya atıf yaptı. Anayasaya göre herkesin aday olma hakkına sahip olduğuna işaret etti. Sürecin işlemeye başladığı mesajını verdi.


