| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BABACAN

4 "hükümet" etiketi kullanan gönderi "hükümet" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Meğer Fatih Ürek işkence, İbo fuhuş ekibindeymiş!

hükümet,rusya,rüşvet,
Ergenekon iddianamesinde adı geçmeyen bir isim kalmadı desek yeridir. İddianamenin ek klasörlerindeki belgelerde Kadir İnanır’dan Sezen Aksu’ya kadar pek çok ünlü isim karşımıza çıkmış durumda. Belgelerde “işkenceci” olarak adı geçen bazı isimlere merak edip sorduk: “Burada adınızın geçmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?” Çoğunun bundan haberi bile yoktu. Bir grup ise sinirlenip sorularımızı yanıtsız bıraktı. Yanıt veren “işkenceciler” ise özetle “Bunlar tamamen deli saçması” dedi

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün evinde elde edilen örgüt dökümanları içerisinde “Arenadaki Sanat Gladio Sanatçıları” isimli dokümanın “İstihbarat Örgütlerinin Fuhuş ve Eğlence Sektörü Bağlantıları” başlığı altında Nükhet Duru, Nuri Sesigüzel, İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Gülben Ergen, Sezen Aksu, Emel Sayın, Ayman Artun, Lüks Nermin, Terzi Mualla, Kenan Kalav, Turgut Demirağ, Leyla Sayar, Rüçhan Çamay gibi birçok kişinin özel hayatları, etnik kimlikleri ve ideolojik düşünceleri ile ilgili fişleme yapıldığı görülüyor.

Ergenekon iddianamesinin delil klasörlerinde “İçinde MİT geçen belgeler” klasöründe dava ile alakası olmayan sayısız belge de yer aldı. Sanıkların evlerine yapılan baskınlarda her türlü doküman hiçbir elemeden geçirilmeden toplanınca, davayla alakası olmayan belgeler de klasörlerde yer aldı. Sempatik tavırlarıyla bilinen sanatçılar belgelerde azılı işkenceciler arasında gösteriliyor.

“41 trilyon dolar aldılar, Rus hükümeti ile işbirliği yaptılar”
404 nolu klasörde yer alan belge, “İnsanlık tarihinin en büyük vahşetini 7,5 yıldan bu yana aldıkları 41 trilyon dolar karşılığı tamamen suçsuz bir insana karşı Türk hükümeti ve MİT müsteşarı adına uygulayan ve uygulatan ve Rus hükümeti ile işbirliği yapanların listesi ve aldıkları vahşet ücretleri” başlığını taşıyor.
Belgede sanatçısından işadamına, sporcusundan politikacısına ve avukatına kadar yüzlerce kişinin adı yer alıyor. Ölüm işkencesine ve vahşetine katılan MİT’çi sanatçılar listesinde göze ilk çarpan isim ise yılan dansıyla tanınan Fatih Ürek.

Hülya Avşar, Müjde Ar, Sibel Can, Yıldız Tilbe, Emel Sayın...
Avukat-yazar Gürkan Tanyeli imzasıyla delil klasörüne giren listede isimlerin yanında aldıkları vahşet ücretleri de yer alıyor. Avukatlar ve MİT görevlileriyle başlayan liste ilerledikçe ortaya atılan isimler de komikleşmeye başlıyor.
Azılı işkenceciler listesinde birçok ismin yanı sıra Kadir İnanır, Lale Mansur, Hüner Coşkuner, Yeşim Salkım, Zuhal Olcay, Sibel Can, Hülya Avşar, Müjde Ar, Hande Ataizi, Emel Sayın, Ferhan Şensoy, Yıldız Tilbe, Ayşen Gruda, Tarık Tarcan, Göksel Arsoy gibi sanatçılar da bulunuyor.
Listenin devam eden kısmında bir başka başlık ise “Azılının azılısının azılısı işkenceliler”. Futbolcu Oğuz Çetin, Fikri Sağlar, Halis Toprak, Fatma Girik, İlhan Cavcav, Özer Çiller ve merhum Osman Yağmurdereli de listede yer alan isimler arasında.

Listede 1343 isim yer alıyor
Kenan Evren, Çevik Bir, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Mesut Yılmaz gibi isimlerin bulunduğu listede bazı isimlerin yanına kaç diş kırdıkları da not edilmiş.
Ölüm işkencesine ve vahşetine katılan MİT’çi sanatçılar listesinde Şener Şen gibi bir komedi üstadı da bulunuyor. Siyaset, politika, spor, iş dünyası ve akademisyenlerin olduğu listede 1343 isim yer alıyor.

Erdoğan’a 20 milyar dolar, Baykal’a 100 milyon dolar
Listede göze çarpan ilginç isimler ve aldıkları ileri sürülen ücretler şöyle:

Yekta Güngör Özden 30 katrilyon, Şenkal Atasagun 2 kentrilyon lira, Emre Taner 20 kentrilyon lira, Sönmez Köksal 100 milyon dolar, Tayyip Erdoğan 20 milyar dolar, Abdullah Gül 20 milyar dolar, Mesut Yılmaz 100 milyon dolar, Bülent Ecevit 100 milyon dolar, Deniz Baykal 100 milyon dolar, Rus erkek işkenceci Aleksandr Kalaşnikof 10 kentrilyon lira, Mehmet Ali Şahin 100 katrilyon lira, Abdüllatif Şener 100 katrilyon lira.

“Ben ne anlarım kırbaçtan?”
Fatih Ürek

Bana yönelik iddiaları öğrendiğimde evdeydim ve çok gülesim geldi. İki gün şaşırdım ne oluyor diye? İddialı bir şekilde nasıl işkence yapıyormuşuz? Ben de merak ediyorum.
Benimle birlikte birçok sanatçının adı geçiyor. Bu rezillikten başka bir şey değil. Sanatçı arkadaşlarla toplu bir hareket yapılırsa ben de katılırım. Bunlar hayal mahsulü şeyler. Buna devlet büyükleri bile çok gülüyordur.
Ergenekon olayının daha ne olduğunu anlamış değilim. Anlamak da istemiyorum. Çünkü ne diyeceğimi de bilemiyorum. Kısaca saçma sapan bir şey.
Ergenekon’da ismi geçenlerin hiçbirini tanımıyorum. Benim ne işim olur öyle şeylerle? Sahneme çıkar, insanları eğlendiririm. Ne anlarım kırbaçtan...


“Benim gibi işkenceden nefret eden bir insana bunu yakıştırmaları çok ayıp”
Ayşen Gruda

Benim böyle bir olaydan haberim bile yok. Adımın iddianamede geçtiğini şu an sizden duyuyorum. Benim Ergenekon’la ne ilişkim olabilir ki? Ben mi işkenceciymişim? Ben mi? İşkenceci mi? Bu bir şaka herhalde. Türkiye’nin çok sevdiği bir komedyen nasıl bir işkenceci olabilir? Bu olacak şey değil. Sizce ben kime işkence etmiş olabilirim? İşkenceden nefret eden, özgürlükten yana olan bir insana bunu nasıl yakıştırabilirler? Ayıptır, ayıp. Artık “suyu” çıktı diyelim ve kapatalım bu konuyu.
Ergenekon’la ilgili genel olarak fikrim olamıyor. Kafam çok karışık, anlayamıyorum. Buralara kadar gelen bir şeyle ilgili bir fikir olabilir mi? Ne fikrim olabilir? Bu kadar suyu çıkan bir şeyi ciddiye bile almıyorum. Dinlemiyorum bile artık. Çok ayıp.

“Deli saçması bir şey”
Kadir İnanır

Cumhuriyet gazetesinde çıkan haberde duydum ve avukatım aracılığıyla tekzip yolladık. Deli saçması bir şey... Herkese bok atıyorlar. Önüne gelene çamur atıyorlar ve deli saçması bir şey olduğu için hiç ciddiye almıyorum.
Üstüne gidilecek resmi bir şey yok ortada. Ben de birine bir çamur atayım, başka bir gazetede çıksın bu da böyle bir şey. Yineliyorum, deli saçması bir şey...


“Benim ismim geçmiyor”
Hande Ataizi

Hiç öyle bir şey hakında yorum yapmak istemiyorum. Ergenekon davasında benim ismim falan geçmiyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Herhalde dalga geçiyorsunuz benim hiç alakam yok.
Saçma sapan bir şey, konuşmak istemiyorum. İyice araştırmanızı yapın ondan sonra arayın.


“Ergenekon’da bir benim adım eksikti”
İlhan Cavcav

Ergenekon olayında bir benim adım eksikti. Ben de karıştım iyi oldu. Şu an benim adımın geçtiğini ilk defa sizden duyuyorum. İşkenceci olarak adım gösteriliyormuş hem de.
Ben 58 yıldır ticaretle uğraşan, namusuyla, şerefiyle çalışan, devletin hiçbir kademesiyle iş yapmayan, değirmen sanayiiyle uğraşan Türkiye’nin en önemli işadamlarından biriyim, benim Ergenekon’la falan hiçbir ilgim yok, olamaz da.
Her vatandaş gibi ben de Ergenekon olaylarının bir an önce sonuçlanmasını merakla bekliyorum.

“Ergenekon’la işim olmaz”
Nuri Sesigüzel

İsmimin geçtiğini gazetede okudum. Ergenekon’la hiçbir şekilde işim olmaz. Memleketini seven vergisini ödeyen, sözüne sadık birisiyim.
Devletle ilgili yıkıcı ve zarar verici bir şekilde hiç kimseyle tartışmadım, konuşmadım. Bunlar hayal ürünü şeyler... Devletle ilgili bir tek kötü bir telefon kaydımı bulsunlar her türlü cezaya razıyım.
Bütün bu olayların ortaya çıkmasında fayda var. Yapanın yanında kalmaması lazım.


“Adımın geçmesine hiçbir anlam veremiyorum”
Lale Mansur

Geçenlerde bir gazeteci arayıp “Ergenekon’a adınız karışmış” dedi ve bu şekilde duydum. Yurtdışındaydım. Benim dışımda Şener Şen, Zuhal Olcay, Fatih Ürek gibi isimler de varmış. Buna hiçbir anlam veremedim. Üstelik bir işkenceci olarak adımız geçiyormuş.
Düşünce suçuyla ilgili DGM’ye gitmiştim bir kere, düşünce suçu konusunda aktiftim, acaba bundan dolayı mı diye düşündüm ilk başta ama bu da işkenceye girmez ki.
Genel olarak Ergenekon olayı sayesinde aslında ülkede büyük adımlar atıldığını düşünüyorum. Yıllardır Veli Küçük adını duyuyoruz ve ilk kez birtakım tutuklanmalar oluyor. İlk kez bir general içeride ve yargılanıyor. Dokunulmazlığı olanlara dokunulmaya başlandı, bu açıdan bakarsak bence bu büyük bir adım Türkiye’de.
Ergenekon çok köklü, çok eskiden kalma, insanların tamamen kendi çıkarları için çalıştığı, bayrak, milliyetçilik diyerek birtakım duyguları da sömürerek bazı işlerin yapıldığı bir yapılanma. Umarım bu işin derinine giderler, umarım bu iş böyle yüzeyde kalmaz.,MİLLİYET,,kaynak,vatan

'Laikler İslamcı hükümeti kabul etmek zorunda'

'Laikler AKP'yi iktidardan düşürmek için harcadıkları akıllıca olmayan çabayı gözden geçirmeliler'

* FINANCIAL TIMES (İngiltere): İddianame Türkiye’deki siyasi krizin boyutunun net bir kanıtı. Davalar şimdi tabii ki siyasi müdahale olmadan devam etmeli. Temelde laikler, AKP’yi iktidardan düşürmek için harcadıkları akıllıca olmayan çabayı gözden geçirmeliler. AKP de, türbanı gündeminin bu kadar üst sıralarına almamalıydı. Ancak sonuçta, çağdaş yüzlü İslami bir siyaset geliştirdikleri için övgüyü hak ediyorlar. Yoksulların gelirlerini de artıran ekonomik sicilleri de ortada. Laikler, demokrasi İslamcı hükümetler ürettiğinde, bu hükümetler demokratik hakları tehdit etmediği sürece, ki AKP bunu yapmadı, oy verenlerin kararını kabul etmeli. Ülke geliştikçe Türkiye’nin İslamcıları ve laikleri uzlaşma yolları bulmalı. Aksi takdirde her iki tarafın da istediği modern ulus zarar görecek. Türkiye’deki durumda AB’nin de sorumluluğu var.

* GUARDIAN (İngiltere): Ergenekon soruşturmasını eleştirenler kapatma davasına misilleme olarak muhaliflerine karşı cadı avı başlattığını söylüyor.

* INDEPENDENT (İngiltere): Dava hükümetle, asker ve diğer devlet kurumları tarafından desteklenen laik gruplar arasındaki iktidar mücadelesinin son perdesi olarak görülüyor.

* LIBERATION (Fransa): İddianame laik kamp ile İslamcı-muhafazakar AKP arasındaki bilek güreşinin yeni bir bölümü. Ancak soruşturmada hala net olmayan kısımlar var.vatan

Dinci mi askeri darbe mi?

Hürriyet yazarı Özkök ne demek istedi...
ozkoknededi
'Mahalle baskısı' Özkök'ün kimyasını bozdu. İki darbeyi önümüze sundu.
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök endişeli.. Ufukta yeni bir darbe mi var sorusuyla bu korkusunu dile getiriyor. Bahsettiği darbe askeri değil dinci darbe..

Anayasa'da türbanın serbest bırakılması halinde dinci baskının azacağı iddiasında. Bu nedenle yasağın devamını istiyor. Mustafa Bumin'in sözlerini de örnek gösteriyor.

Askeri darbe ile dinci darbeyi kıyaslıyor ve tercihini askeri darbeden yana kullanıyor. Ona göre biri öldürüyor diğeri hapse atıyor.

Askeri darbelere karşı bireyi koruma refleksinin geliştiğini belirten Özkök şöyle devam ediyor; "Peki ya bizleri, hepimizi despot bireylere karşı koruma refleksi? Yani ramazanda içkimize müdahale eden, otobüs yolcularını namaz molasına zorlayan, ilerde muhtemelen Anadolu kızlarını üniversiteye türbansız sokmayacak zorbalığa karşı ne yapacağız?"

Özkök bu noktadan sonra sözü askeri darbeler ile dinci darbe arasındaki farklara getiriyor. Şöyle devam ediyor;
-(...)O despotizm çoğumuzu askerden çok korkutuyor.
Hepimiz hissediyoruz ki, askerinkinde hapis var, ama ötekinde cinayet...
Biri geliyor ve sonra kendi isteğiyle gidiyor.Öteki gelirse bir daha gitmeyecek. Şerif Mardin hepimizi uyarıyor. Ama emin olun bu uyarı bizden çok anayasa taslağı hazırlayan AKP’yi ilgilendiriyor. Çünkü artık onlara asıl tehdit bu cenahtan gelecek. Demokrasiyi bekleyen asıl darbe tehlikesi artık budur... "

Türkiye çöle döndü!

Meteoroloji kuraklık raporunu açıkladı. Rapor felaketi ortaya çıkardı...


Meteoroloji Genel Müdürlüğü, resmi internet sitesinde, ''kuraklık analizi'' başlığı altında 2007 Temmuz ayının kuraklık durumunu açıkladı.

 

2007 Temmuz ayı ile uzun yıllar (1971-2000) Temmuz ayı kuraklık haritası karşılaştırıldığında da bu yıl temmuz ayında uzun yıllara göre, Trakya'nın batısı ile Marmara'nın doğusu ve Batı Karadeniz Bölümü daha kurak geçerken kuraklıkta en fazla artış gösteren yerler Akçakoca, Amasra, Bartın ve İnebolu oldu. Doğu Anadolu Bölgesi'nin orta ve doğusu ile Ünye ve Kangal çevreleri daha nemli geçerken nemlilikte en fazla artışın olduğu yer Başkale oldu.

İŞTE FELAKETİN HARİTASI


kurak