| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BABACAN

7 "gündem" etiketi kullanan gönderi "gündem" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Rusya istediği anda ABD gemilerini vurabilir

Özellikle Türkiye'yi zor durumda bırakan ABD'ye ait NATO savaş gemileri, Boğazlar'ı kullanıp Karadeniz'e geçişlerini teker teker tamamlıyor. Rusya sessiz sedasız izliyor. Çünkü aslında durum şöyle özetleniyor: Her geminin altında, bir Rus denizaltısı geziyor.

Hürriyet'in haberine göre, Gürcistan'a insani yardım götürmek için Türk Boğazları'nı kullanıp Karadeniz'e geçen Amerikan savaş gemileri teker teker görevlerini tamamlıyor. Rusya önceleri karşı çıktıysa da Amerikan savaş gemileri hiçbir zorlukla karşılaşmadan insani yardımlarını Gürcistan limanlarına bırkaıp dönüyor.

Boğazlardan önceki gün geçiş yapan ABD'nin ‘US Naval Ship Pathfinder’ adlı 55 personeli bulunan savaş gemisi, Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü'ne (VTS), varış noktası olarak ‘Karadeniz’e çıkıyorum’ bilgisini vermekle yetinmişti.

"NATO gemilerini 20 dakikada batırabiliriz"

Rusya Karadeniz Filosu’nun eski komutanı Amiral Eduard Baltin ise ani bir çıkış yaparak "Karadeniz’de bulunan NATO gemilerinin tamamını 20 dakikada batırabiliriz" demişti.

Çünkü, Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü'ne (VTS), varış noktası olarak ‘Karadeniz’e çıkıyorum’ bilgisini vermekle yetinen Amerikan gemileri, aslında Rusya'nın sıkı takibindeydi.

Amerikan gemilerine sualtı takibi

Rusya istediği anda ABD gemilerini vurabilir
 

Geniş bir denizaltı filosu bulunan Rusya, Karadeniz'i de, Baltık Denizini de, denizaltılarıyla kontrol ediyor. Kuzey Kutbu'nda da her an Rus denizaltıları devriye geziyor.

Sovyetler döneminde Ukrayna'da kurdukları dev "Yeraltı Denizaltı Üssü"nü çoktan boşaltmış olan Ruslar, denizaltılarını şimdi Karadeniz'in başka noktalarına taşımış durumda.

Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Andrey Nesterenko'ya göre dün Karadeniz'de, 2 Amerikan, 1 İspanyol, 1 Alman ve 1 Polonya gemisi bulunuyordu.

SOYLU: MEMURA ZAM SADAKA GİBİ

SOYLU DA “ARSENİK” TARTIŞMALARINA İLGİNÇ BİR BENZETMEYLE KATILDI

MUĞLA – DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun katıldığı Muğla 9. Olağan İl Kongresi Konakaltı Kültür Merkezi’nde yapıldı. Salihpaşa mevkinde kalabalık bir konvoy tarafından karşılanan Süleyman Soylu daha sonra DP’nin yeni il binasının açılışını yaptı. DP il binasının önünde kalabalık partililer tarafından sevgi gösterileriyle karşılanan Soylu, burada yaptığı konuşmasında tüm Türk milletinin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlayarak DP’nin 1920 ruhunun heyecanı, mücadelesi ve tamamlayıcısı olduğunu söyledi.

Soylu, kongrede yaptığı konuşmada ise “Beyaz Yürüyüş Türkiye’yi 600 yıl hakim olduğu coğrafyada sünepe ve izleyen bir ülke değil, üreten, lider ve yönlendiren bir ülke yapma mücadelesidir” dedi.

Siyaset hayatım boyunca kendi sıkıntımızı öne almadan insanların dertlerine çare olma anlayışını benimsediğini söyleyen Soylu, “DP”nin düşmüş olduğu bu durumu hazmetmiyorum itiraz ediyorum” dedi. Salonu dolduran partililer tarafından ayakta alkışlanan Soylu’nun konuşması “başbakan” sloganlarıyla sık sık kesildi..
Soylu, gittiği yerlerde milleti yalancı baharla aldatmaya çalışan iktidarın illizyonist politikalarını gördüklerini belirtti.
Soylu, son dönemlerde gübreye, elektriğe, doğalgaza, pirince, ekmeğe ve sıvı yağa yapılan zamlara da değindi. Soylu; “millet zamların altında inim inim inlerken ülkenin Başbakanı memura sadaka gibi yüzde 8.5 zam veriyor” dedi.

AKP ve CHP’yi arsenikli partiye benzetti. Fabrikaların artan maliyetleri karşılamakta zorlanarak işçi çıkardığına dikkat çekerek, Niğde ve Gaziantep’teki fabrikalardan örnek verdi.

Soylu; “Ey koca Türkiye bir taraftan ırmakları olan, yeraltı kaynakları olan, ovaları olan koca Türkiye fabrikalarıyla bölgesinde efsane olan koca Türkiye, bırakmayacağım seni AKP’ye” diye konuştu.

Soylu, Türkiye’nin vizyonunu ve ideallerini kaybettiğini söyledi.

Türkiye bugün güçsüz durumdadır. Çünkü devletiyle, işçisiyle, memuruyla, çiftsiyle, öğrencisiyle borçlu bir Türkiye vardır.

Düşük kur, yüksek faiz politikalarının yerli üretim faktörlerini devreden çıkardığını söyleyen Soylu, bu yüzden gelirlerin azaldığına, büyümenin düştüğüne ve işsizliğin arttığına dikkat çekti.

Soylu, “Başbakan hani durmak yok” diyordu ya. Doğru söylüyor. Başbakan, durmak yok yolsuzluğa devam, durmak yok işsizliğe devam, durmak yok tarlaları ipotek ettirmeye devam, durmak yok yandaşlarını zengin etmeye devam, durmak yok fabrikaları kapatmaya devam” diye konuştu.

Başbakanı eleştiren Soylu, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyordu Başbakan. Doğru söylüyorsun üç kuruşa mahkum ettin. Emekliler için, çiftçiler, için, işçiler için, memurlar için hiçbir şey eskisi gibi değil” dedi.
DP Lideri, “Türkiye’yi gülen insanların ülkesi yapmak, ailelerin cebinin para görmesi, bu ülkede yatırım yapmak, bu ülkeyi iyi yönetmek bizim işimizdir” dedi.

Siyasi öngörülerine güvendiğini belirten Soylu, “Sayın Başkan bizi bunlardan kurtarın” diye yaka silken insanlara “Kırat’ın alternatif olacağını öngördüğümüz için yürüyoruz. Bu parti adam gibi bir DP olacaktır. Herkese demokrasinin ve millet adına siyaset yapmanın ne olduğunu gösterecektir” dedi.

82 anayasasının merkez sağı ortadan kaldırmak isteyen bir anayasa olduğunu belirten Soylu , “bu anayasa toplumu siyasetten uzaklaştırmak, görgü ve bilgisini siyasete aktarmak isteyenleri engellemek için yapılmıştır” dedi.

Türkiye’nin acil bir ekonomik programa ihtiyacı olduğunu söyleyen Soylu, değişen güçlü, modern bir Türkiye’ye ihtiyacımız var” dedi.

Tarih DP’ye yeni bir rol verdi.

Hükümetin Türkiye’yi rantçıların, tefecilerin ve faizcilerin elini teslim ettiğini ifade eden Soylu, “işte bunun kavga ederim ben. Halkımın hakkı için kavga ederim” diyerek hükümete sert çıktı.
Kaynak: DP

DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’nun katıldığı Muğla 9. Olağan İl Kongresi Konakaltı Kültür Merkezi’nde yapıldı. Salihpaşa mevkinde kalabalık bir konvoy tarafından karşılanan Süleyman Soylu daha sonra DP’nin yeni il binasının açılışını yaptı.

Balık avı sezonu yarın başlıyor

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''24 milyon hektar deniz alanı olan ülkede üretilen 772 bin ton balığın hiç bir anlamı yok. Mutlaka bunu artırmamız lazım'' dedi.

2008-2009 balık avlama sezonunun açılışı dolayısıyla Yenikapı'daki Su Ürünleri Hali Mezat Salonu'nda tören düzenlendi. Tören, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı'nın gösterisiyle başladı.

Bakan Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin denizci bir ülke olduğunu ancak denizci bir millet olamadığını belirterek, sahillerin uzunluğunun, kara sınırlarının 3 katı, yani 8 bin 400 kilometre olduğunu bildirdi. Yıldırım, Türkiye'nin, Hopa'dan Samandağı'na kadar dünyanın birçok ülkesine nasip olmayan sahilleri bulunduğunu, denizlerin bolluk, bereket dolu olduğunu kaydederek, ancak bu imkanların yeterince değerlendirilemediğini ifade etti.

Yıldırım, Türkiye'deki balıkçıların birçok sorun yaşadığını ancak bir dönem barınak sorunu nedeniyle adeta barınaklardan, limanlardan, sığınaklardan çıkamaz hale geldiklerini belirterek, akaryakıt vergilerini kaldırdıklarını, balıkçıların denizle buluşmasını sağladıklarını söyledi.

Balıkçılığa 2005 yılından beri her yıl yaptıkları desteğin 75 milyon YTL'yi bulduğunu, balıkçıların bunu hak ettiğini dile getiren Yıldırım, ''Çünkü onlar, gece gündüz demeden denizin zor şartlarıyla mücadele ederek balık tutuyorlar ve insanımıza balığı sevdirmeye çalışıyorlar'' dedi.

YENİ BALIK HALİ PROJESİ

Bakan Yıldırım, balıkçılara yakışır dünya normlarında balık hali yapmaya karar verdiklerini ve bununla ilgili adımlar attıklarını hatırlatarak, Gürpınar'da yapılacak yeni balıkçı hali tamamlandığında, balıkçılığın daha da güzelleşeceğini, sektörün sorunlarının çok daha azalacağını vurguladı.

Yenikapı Su Ürünleri Hali'ne kamyonların ve diğer ağır taşıtların girmesinin yasak olduğunu anımsatan Yıldırım, ''Yeni balık hali yapıldığında balıkçılar bunlardan kurtulacak. Şimdiki sorun için özel bir düzenleme mutlaka yapılacaktır. Ben de belediye başkanımız ve valimizle bu konuyu görüşeceğim. Çünkü balığın, ulaşacağı yere tazeyken ulaşması lazım'' diye konuştu.

Binali Yıldırım, Yeni Su Ürünleri Yasası'nın çıkmasında balıkçıları olumsuz yönde etkileyecek düzenlemeler olmaması için gerekli hassasiyeti göstereceklerini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bütün alanlarda olduğu gibi balıkçılık alanında da Avrupa Birliğine (AB) uyum sağlamak mecburiyetindeyiz. Ancak kendi ulusumuzun menfaatinin icap ettirdiği hususları geciktirebiliriz. Örneğin kabotaj hakkında taşımacılığımızı AB'ye hemen açmayacağız. Çünkü bu bizim ulusal çıkarlarımıza yardımcı olmuyor. Belirli bir süre Yunanistan'ın yaptığı gibi birliğe üye olduktan sonra kabotaj hakkı diğer üye ülkelerle paylaşılabilir. Bu ve buna benzer konularda gayet tabii ki ülkemizin çıkarları neyi gerektiriyorsa o hususlara dikkat etmemiz icap ediyor.''

OTOMATİK TANIMLAMA SİSTEMİ

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Otomatik Tanımlama Sistemi'nin, balıkçı teknelerinin ve denizde hareket eden yüzen cisimlerin takibi ve emniyeti açısından çok gerekli olduğunu dile getirdi.

Otomatik Tanımlama Sistemi'ne katılımı 1 Temmuz 2009'a ertelediklerini kaydeden Yıldırım, ''2 Temmuzda bu cihazı takmayan olursa gözünün yaşına bakmam, teknesini bağlarım. Bu cezalar, balıkçılarımızı canından bezdirmişti. En ufak eksiğe 5 bin YTL ceza kesiliyordu. Geldik bunu da düzelttik. Geçmişte yazılan bütün cezaları affettik. Yeni cezaları da kademeli hale getirdik. Cezalar şimdi 250 YTL'den başlıyor ve cezanın türüne göre artıyor. Cezanın en yüksek miktarı 2 bin YTL'yi geçmiyor'' diye konuştu.

Yıldırım, 2003 yılından itibaren ülke genelinde 30 adet yeni balıkçı barınağı yaptıklarını ve su ürünleri kooperatiflerine teslim ettiklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Balıkçılığa hizmet budur. Bir balıkçı barınağının asgari bedeli 10 milyon YTL'dir. İstanbul yöresinde, Marmara yöresinde barınak bakımından bir sıkışıklık var. Uygun yer arayışlarımız sürüyor. Rumeli ve Poyraz balıkçı barınakları İstanbul'un en önemli barınaklarıdır. Bunların eksikliklerini sürekli gideriyoruz ve bütün ihtiyaçlarını görüyoruz.''

''BALIK ÜRETİM MİKTARINI ARTTIRMALIYIZ''

Bakan Yıldırım, Türkiye'de 2003 yılında 627 bin ton balık üretildiğini, bu sayının 2007 yılında 772 bin tona ulaşarak, yüzde 24 artış sağlandığını belirterek, bunun da yetersiz olduğunu söyledi.

Binali Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

''24 milyon hektar deniz alanı olan ülkede, üretilen 772 bin ton balığın hiçbir anlamı yok. Mutlaka bunu arttırmamız lazım. Bu rakamın içine, çiftliklerde üretilen 140 bin ton balık da dahil. Demek ki balıkçılıkta gideceğimiz çok yol var. Ona göre organize olmamız lazım. Balık üretiminde dünyada 32'nciyiz. Bu kadar su potansiyeli olan bir ülkeye balıkçılıkta dünya 32'ncisi olmak yakışmıyor. Gemi inşaatında Türkiye'yi 23. sıradan 5. sıraya yükselttiysek, 32. sıradan 10. sıraya yükseltmek de balıkçıların vazifesi. Balıkçılığımız artık döviz de kazandırıyor. 2003 yılında ülkemizin su ürünleri ihracatı 29 bin ton ve 124 milyon dolar döviz girdisi sağlamışız. 2007 yılında ise 47 bin ton ihracat yaparak 273 milyon dolar döviz elde etmişiz.''

''BALIK YEME ALIŞKANLIĞIMIZ YOK''


Yıldırım, Türkiye'nin levrek ve çupra üretiminde Avrupa'nın yüzde 25'ini sağlayarak önemli bir konuma geldiğini ifade etti.

Bunun diğer balık çeşitlerine de yaygınlaştırılmasının en büyük beklentileri olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu:

''Alabalık üretiminde Avrupa birincisi konumuna geldik. Fakat bir kötü istatistiğimiz var. Balık yemeyi bilmiyoruz. Balık yeme alışkanlığımız yok. Dünyada kişi başına tüketilen balık miktarı yılda 15 kilogram, Türkiye'de 7 kilogram. Bu rakam Türklerin balık yeme alışkanlığının, henüz istenilen düzeyde olmadığını gösteriyor. Avrupa'da bu rakam daha da yüksek, 22 kilogram. Türkiye'deki balık tüketiminin üç katı. Demek ki çok balık tutacağız, halkımızı da balık yemeye alıştıracağız. Filomuz oldukça büyük, 21 bin 672 tane teknemiz var. 111 bin ruhsatlı balıkçımız var. Balıkçılık camiası yan sektörleriyle birlikte 2.5 milyon insanımıza iş, aş sağlıyor. Hiç öyle ihmal edilecek bir sektör değil. Bu sektörün ihtiyaçlarını görmek bizim boynumuzun borcudur.''

ÇİFTLİK BALIKÇILIĞI


Balık çiftliklerine de değinen Yıldırık, ''Balık çiftliklerine ihtiyacımız var. 'Balık çiftlikleri olmasın' demek, doğru değil'' dedi.

Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Çünkü doğal balık türlerimiz bilinçsiz avlanmayla yok olmaya başladı. Bunun için kültür balıkçılığı bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yapılıyor, yapılmaya devam edilecek ama işin kolayına kimsenin kaçmaması, doğayı tahrip etmemesi gerekiyor. Çünkü deniz dipleri sadece balıkçılık için değil, turizm, çevre ve geleceğimiz için lazım. Bunun için bu çiftlikler sahilden belirli bir mesafede, akıntının olduğu belirli bölgelerde olmalıdır. Böylece balıkçılığımız ve doğa korunacak, turizmin gelişmesi engellenmeyecek.''

Bakan Yıldırım ve katılımcılar, bereketli bir sezon geçmesi için okunan duanın ardından, temsili olarak kurdele keserek balık sezonunun açılışını yaptılar.

Bakan Yıldırım, açılışın ardından ''Uçan Balık'' adlı balıkçı gırgırını kullanarak, Yenikapı açıklarına kadar gitti.

Daha sonra törene katılanlara balık ikram edildi.

(AA)

100 eski binayı topladı, 75 katlı kuleyi Seyrantepe'ye dikecek

Menekşe Ataselim
Seyrantepe'de 100'den çok eski binanın sahibi ile anlaşıp kendine 32 dönümlük arsa yaratan Taşyapı'nın patronu Turanlı, 350 milyon dolara 255 metrelik rezidans yapacak..
Galatasaray'ın stad projesi ve Ağaoğlu'nun yapacağı rezidans kulesi ile gündemden düşmeyen İstanbul Seyrantepe'ye bir kule de Taşyapı dikecek.75, 60 ve 50 katlı 3 blok görünümünde tek binadan meydana gelen projenin en yüksek noktası 255 metre olacak. "Rusya'nın en büyük inşaat şirketi ile ortak olduk ama adını şimdi açıklamam" diyen Taşyapı'nın patronu Emrullah Turanlı ile yeni projelerini konuştuk.

HAK SAHİPLERİNE DAİRE VERECEK

* Seyrantepe'de pek çok eski binayı satın aldığınız konuşuluyor. Bu arsaları nasıl değerlendireceksiniz?
Bölgede 100'den fazla eski binanın sahibi ile anlaşmaya vardık. Şu anda hepsini yıktık. 32 dönümlük bir yerde rezidans projesine başlayacağız. Altında alışveriş merkezi ve otoparkların yer alacağı ofis ve rezidans projesi yapacağız. Daireler modül şeklinde olacak. Yani birbirine eklenip çıkarılabilecek. 400 kadar daire olabilir. 350 milyon dolarlık bir yatırım olmasını düşünüyoruz.

* 100'den çok binada kaç hak sahibi vardı? Nasıl ikna ettiniz? O kadar zor ki, 3 yıl sürdü. Toplantılar yaptık. Ne yapacağımızı anlattık. İnsanları otobüslere koyup yaptığımız inşaatları, projeleri gezdirdim. Nerelerde yaşayacaklarını gördüler. Öyle oluyor ki bir konutta 10 hisse var. 500 kişiden çok insan ediyor hepsi. Herkes bu projeden hissesi kadar pay alacak. Onlara ev vereceğim. O bölgenin bir değeri var. Rayiçlere göre hesaplama yapacağız.

* Yükseklik kaç metreye kadar çıkacak? Fiyat ne olacak? Metrekaresini en az 10 bin dolardan satarız. Şartlara göre 15 bin dolara kadar çıkabiliriz. 3 farklı binanın en yükseği 75 kat. Yüksekliği 255 metre olacak gibi. Ancak projenin mimarı Hakan Kıran daha revizyonlar yapacak. Yükseklik artabilir, ufak değişiklikler olabilir.

RUSLARLA ORTAK OLDU

* 2009'da gayrimenkule ne kadar yatıracaksınız?
Bu yıl tamamlandığında 4 bin 500 civarında konut teslim etmiş olacağız. Almond Hill, Mashattan, Bağdat Caddesi'ndeki konutlar... Hepsi bitiyor. Yerlerine yenilerini koyacağız. 1 milyar doları bulan yatırım planlıyoruz. Bomonti'deki projemiz de sırada.

* Bu yatırımlarda yalnız mı olcaksınız? Enerjideki gibi veya Donald Trump gibi yabancı ortaklar olacak mı? Yabancı ortağımız olacak ama her proje için değil. Rusya'nın en büyük gayrimenkul şirketi ile ortak olduk. Hem İstanbul'da hem Rusya'da hem de gelecekte dünyanın pek çok yerinde proje yapacağız. İlk projemiz de Seyrantepe'deki bu proje olacak.

Gökçek: İZSU'nun analizleri gerçeği yansıtmıyor

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, Başkent suyunda "Ağır metaller" bulunduğu yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunun, yapılan laboratuvar tetkiklerinde bir kez daha ortaya çıktığını belirtti.

Yazılı bir açıklama yapan Melih Gökçek, geçtiğimiz aylarda, ASKİ yetkilerinin İzmir'in çeşitli bölgelerinden su numuneleri alarak, incelemeler yapması ve arsenik oranının normal değerlerin çok üzerinde çıkması üzerine İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun da bunun altından kalkmak için Ankara'ya iftira atmaya çalıştığını belirtti.

Başkent'in çeşitli bölgelerinden su numuneleri aldığını ve İZSU'da (İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi) yapılan tahliller sonucunda Ankara'nın suyunda kirleticilerin ve ağır metal oranlarının yüksek olduğunu iddia eden Kocaoğlu'nun açıklamalarının, gerçek dışı olduğunu dile getiren Gökçek, "Belirtilen adreslerden derhal ASKİ yetkilileri de giderek numuneler aldı.

Alınan numunelerde sodyum, demir, alüminyum, bulanıklık ve kurşun değerleri ölçüldü, çıkan sonuçlar sağlık bakanlığı İnsani Tüketim Amaçlı sular hakkındaki yönetmeliğe ve Dünya Sağlık teşkilatı değerlerine tam olarak uyduğu ortaya çıkmıştır. Zaten, Sağlık Bakanlığı ve ASKİ Genel Müdürlüğü Başkent'te 660 odak noktasından ve arıtma tesisi çıkışından sürekli numuneler almakta bu sonuçlar ASKİ'nin ve Hıfzıssıhha Başkanlığının internet sitesinde sürekli yayınlanmaktadır" diye konuştu.

GÖKÇEK'DEN KOCAOĞLU'NA 'HODRİ MEYDAN' ÇAĞRISI

Alınan analiz sonuçlarının hiçbirinin normal değerlerin üzerinde çıkmadığını, İZSU değerlerinin 'tamamen gerçek dışı ve kasıtlı' olduğunu savunan Melih Gökçek, "İzmir Belediye Başkanı Sayın Kocaoğlu, kesinlikle yine halkı yanıltmakta, aldatmakta ve maalesef, ASKİ'ye ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne iftira atarak, kendisini kurtarmaya çalışmaktadır" dedi.

"Kasıtlı ve gerçek dışı rakamlar üzerine yorum yapmak ayıptır" diyen Gökçek, şöyle konuştu: "Şimdi Kocaoğlu'na bir teklifim var. Türkiye'de bu konuda akredite edilmiş en önemli kuruluş Hıfzıssıhha'dır. Arzu ederse buna bir iki üniversite de ilave edebiliriz. Bu bölgelerden birlikte su numunesi aldıralım, iddia sahibinin iddiası doğru çıkmazsa, İZSU laboratuarını bu işi beceremediği için veya kasıtlı analizler yaparak, halkı yanılttığı için kapatsın ve özür dilesin. Yok eğer, bizim sonuçlarımız yanlış çıkarsa, normal değerlerin üzerinde gerçekten burada bir değer çıkarsa, o takdirde biz kendi laboratuarımızı kapatır ve özür dileriz.

Doğru söyleyen adam bu teklifimizden kaçmaz. Geçtiğimiz günlerde ekrandan kaçtığı gibi bu sefer de tahlillerden kaçmasın. Hodri meydan. Madem bu zamana kadar, bu kadar titiz çalışıyorlardı, neden İzmir suyundaki arsenik değerlerini tespit edemediler veya İzmir halkından gizlediler?"

"İZSU LABARATUVARINDAKİ PERSONELİ EĞİTMEYE HAZIRIZ"


Aziz Kocaoğlu'nun 'Kızılırmak'ta arsenik olmaz' sözlerinin gerçek dışı olduğunu ifade eden Melih Gökçek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Arsenik göllerde ve nehirlerde de olur. Nehirleri besleyen derelerdeki topraklarda arsenik varsa, dereler aracılığıyla da göllere, nehirlere arsenik gelir. Belli ki bu konuda Kocaoğlu'nu, bazı bilgisizler bilgilendirmeye çalışmış. Burada da Kocaoğlu'nu açığa düşürmüşler. Bana göre, Kocaoğlu kendisini açığa düşürenleri, derhal açığa alarak, ilk olumlu ve düzgün icraatını yapmalıdır.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ laboratuarları, olmayan değerleri gerçekmiş gibi ortaya koyan İZSU labaratuvarındaki personeli de eğitmeye her zaman hazırdır. Bunun için herhangi bir ücret talebimiz de yoktur. İzmir halkı için biz bu iyiliği yapmaya hazırız.

İZSU'nun aldığı numuneler neticesinde yaptırmış olduğu analiz sonuçlarında yer alan kirleticiler ve ağır metal değerleriyle ASKİ laboratuarında yapılan analiz değerleri arasında dağlar kadar fark var. Biz, bilindiği gibi Kesikköprü'den gelen suyla Çamlıdere ve Kutboğazı'ndan gelen suları İvedik arıtma tesislerinde harmanlayarak Ankara'ya veriyoruz. Kesikköpü ham suyunda sodyum maksimum 200 değerde.

Çamlıdere ve Kurtboğazı'nda ise yok denecek değerde. İki su yarı yarıya harmanlanınca sodyum değeri de yarıya düşer. İZSU'nun analizinde sodyum 410 olarak gösterilmiş. İki su harmanlanarak verildiğine göre ham sudaki 200 değer yarıya düşmesi gerekirken nasıl oluyor da iki katına çıkıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Bu da gösteriyor ki yaptıkları analizler tamamen gerçek ve bilim dışı asılsız rakamlardan oluşmaktadır.",kaynak,sabah

(CİHAN)

AKP grubunda rozetli protesto

AKP grubu bugün ilginç bir protestoya sahne oldu. AKP'liler mesajlarını rozetle verdi

AKP grubuna bugün bir rozet damgasını vurdu.
Ankara Milletvekili Aşkın Asan, Başbakan Erdoğan salona gelmeden önce milletvekillerine, üzerinde trafikte yol çalışması olduğunu gösteren tabelanın bulunduğu altında da, "Bırakın da çalışalım" yazan rozetlerden dağıttı.

YAKADA PROTESTO

Milletvekillerinin birçoğu bu rozetleri yakalarına taktı. Aşan, bir gazetecinin rozetin ne anlama geldiği sorusuna, "Ne anlama geldiği anlaşılmıyor mu?" yanıtı verdi.





Genelkurmay Başsavcılığı Ergenekon belgelerini istedi

Askeri savcılık tutuklu emekli orgeneraller Tolon ve Eruygur’un ev ve ofislerinden çıkan belgeleri istedi

Genelkurmay Askeri Başsavcılığı’nın emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un gözaltına alınmasının hemen ardından devreye girdiği ve toplanan bilgi ve belgelerin birer kopyasını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istediği ortaya çıktı. Askeri Başsavcılığın Eruygur ile Tolon’un muvazzaf subay oldukları döneme yönelik iddiaları incelediği bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin dün emekli orgenerallerle ilgili soruşturmanın devam ettiğini ve tamamlandığında ayrıca bir iddianame hazırlanacağını söyledi. Edinilen bilgiye göre, Askeri Başsavcılık iki emekli generalin gözaltına alındığı 1 Temmuz günü Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz ile temasa geçerek, Eruygur ve Tolon’un ev ve ofislerinde el konan bilgi ve belgelerin bir kopyasının gönderilmesini istedi. “Ergenekon” soruşturmasını yürüten savcıların da, ilk günden bu yana askeri savcılığı ilgilendirebilecek belge ve delilleri paylaştığı belirtildi.