Alman Yargıç Müller’in sözleri
Almanya’daki
Deniz Feneri e.V. davası dün sonuçlandı. Frankfurt Eyalet Mahkemesi,
sanıkları “dolandırıcılık”tan mahkûm etti. Sanıklardan Mehmet Gürhan da
önceki gün itirafta bulunmuş ve yardım paralarını başka yerlere
harcadıkları için, “Bize inananlardan özür dileriz” demişti. İnanç
istismarıyla toplanan paraların başka yerlere harcandığı, dün mahkeme
kararıyla kesinleşmiş oldu.
Müller ne dedi?
Davayı gören Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi Başkanı Yargıç Johann
Müller, mahkûmiyet kararını açıklarken, çok önemli mesajlar verdi.
Müller, bugüne kadar Deniz Feneri e.V.’nin 41 milyon euro toplandığını
açıkladı. 17 milyon euro’nun Türkiye’ye gönderildiğini, bunun 8 milyon
euro’luk kısmının Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’ne verildiğini,
geri kalan kısmının ise çeşitli yerlere harcandığını belirtti. Amaç
dışı kullanılan paradan sadece 4 milyon euro’nun Almanya’da kaldığını
kaydetti.
Alman Yargıç Müller, bu bilgileri verdikten sonra sanık Mehmet
Gürhan’ın dernekte yönetici olmasına karşın Türkiye’den
yönlendirildiğini söyledi. Yargıç, kararları Gürhan’ın almadığını,
Türkiye’den gelen talimatlara göre davrandığını ve onları da dava
süresince korumaya çalıştığını ifade etti.
Yargıç Müller, Türkiye’de ise Zekeriya Karaman’ın ön plana çıktığını söyledi.
Sözler Türk yargısına
Müller’in mahkûmiyet kararını açıklarken söyledikleri, Türk yargısına mesaj niteliğinde.
Müller’in sözlerinden de anlaşılıyor ki, bu iş Türkiye’den yönetiliyor.
“Dolandırıcılık”tan Almanya’da mahkûm olanlar dışında, asıl karar
verenler ve yönetenler Türkiye’de. Nitekim davanın savcısı da önceki
gün asıl sorumluların Türkiye’de olduğunu ifade etmişti.
Şimdi sıra Türk yargısında...
Bu davanın Türkiye uzantılarının soruşturulması yapılıyor. Elde
edilecek bilgi ve belgelere göre büyük olasılıkla yargı süreci
Türkiye’de de başlayacak.
Özür yetmez
Deniz Feneri e.V. davası Türkiye’de bazılarını rahatsız etti. Olayı
görmemeye çalıştılar veya savunmaya geçtiler. Bunlar arasında önemli
siyasi şahsiyetler de var. Ancak Alman yargısı olayın adını koydu:
Dolandırıcılık...
Dolandıranların kullandığı yöntem, din sömürüsü. İnanç istismarıyla
toplanan paraların çok önemli bir kısmının yardım bekleyenlere değil,
belirli bir siyasi görüşün desteklenmesi amacıyla şirketlere, yayın
kuruluşlarına gittiği anlaşılıyor. Rahatsızlık da bundan kaynaklanıyor.
Sanıklardan birinin çıkıp, “Bize inanlardan özür dileriz” demesi
yetmez. Bu olayın Türkiye ayağı Almanya’dan çok daha büyük ve önemli
olabilir.
Paralar nerede?
Alman yargısının amaç dışı kullanıldığını saptadığı paralar nerede? Türk yargısının bunu ortaya çıkarması gerekiyor.
“Dinden, imandan kardeşlikten, yardımlaşmaktan” söz edilerek, masum
vatandaşların duyguları kullanılarak toplanan bu paraların hangi
kişilere teslim edildiği ve hangi amaçlarla kullanıldığının aydınlığa
kavuşturulması Türk emniyeti ve yargısının görevi...
Alman yargısı görevini yaparken, Türk yargısına da önemli ipuçları vermiş oldu.,kaynak,milliyet
