| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BABACAN

'Alo mitinge gel




DHA


BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın Antalya mitingi öncesi ev ve iş yerlerine ait sabit telefonlar aranarak, `Mitinge gelin' çağrısı yapıldı.

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün 15.30'da yapacağı Antalya mitingi öncesi sabit telefonlardan `Mitinge gelin' çağrısı yapıldı. Kentteki iş ve ev telefonları özel bir sistem sayesinde otomatik olarak aranarak, Başbakan Erdoğan'ın Cumartesi Pazarı Alanı'nda yapacağı mitingin duyurusu yapıldı. Telefon açıldığında otomatik olarak devreye giren ses kaydında, Başbakan'ın Antalya'ya gelişi ve miting saati bildirildi.

Parti müziklerinin de kullanıldığı miting davetinin Türk Telekom tarafından yapılmadığını bildiren Türk Telekom Antalya Başmüdürü Serdar Yüksek, "Uygulama konusunda bizim bilgimiz yok. Sanırım AKP Genel Merkezi tarafından uygulandı. Biz de bu tür hizmetler veriyoruz fakat bize bir talep gelmedi. Keşke bizden isteselerdi. Sonuçta bu hizmet karşılığında belli bir ücret alıyoruz" diye konuştu.

BAŞBAKAN'IN BİNECEĞİ TRAMVAY ARIZALANDI
Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün Antalya'da gerçekleştireceği miting sonrası kısa bir şehir turu atacağı, cadde tramvayı arıza yaptı.

Meydan Kavşağı Depolama Alanı'ndan, içinde Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li Menderes Türel, belediye bürokratları ve teknik ekiple birlikte hareket eden tramvay 150 metre ilerledikten sonra elektrik tellerinde kopma meydana geldi. Kopmayla birlikte büyük bir ateş çıktığını anlatan esnaf, Büyükşehir Belediye Başkanı Türel'in arızalanan tramvaydan otomobille ayrıldığını kaydetti.

Olay yerine gelen teknik ekipler, arızalı elektrik hattını Başbakan Erdoğan'ın geliş saatine kadar düzeltmek için çalışmalara başladı.[vatan

Türkiye'de 'kadın' olmak


'Ne mutlu Atatürk yetiştiren Türk Kadınına'

Genelkurmay Başkanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle 3 afiş hazırlattı. İnternet sitesinde yer verilen afişlerin ilkinde, Ulu Önder Atatürk'ün annesinin resmi ve Atatürk'ün çağdaş giyimli kadınlarla yürürken görüntüleri yer aldı. Afişin üzerinde, 'Ne mutlu Atatürk yetiştiren Türk Kadınına', '8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun' ifadeleri yer aldı. İkinci afişte ise Türk Bayrağı'nın lale figürlerinin üzerinde cepheye mermi taşıyan köylü kadın ve yine milli mücadele sırasında üretim yapan köylü kadınlarının resimlerinin yanı sıra Atatürk'ün şu ifadelerine yer verildi: 'Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, herşeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.' Üçüncü afişte de yine Atatürk'ün, 'Dünya yüzünde gördüğünüz herşey kadının eseridir' sözleri bulunuyor. (Akşam)[{vatan]




























































Küfür gibi cevap!


'İt izini, kurt iziyle karıştırmayız!'

Melih Gökçek'le ülkücüler karşı karşıya geldi. Ülkü Ocakları'ndan yapılan açıklama çok sertti

Yerel seçimler Ankara’da, AKP Büyükşehir Belediye Başkan adayı Melih Gökçek’le Ülkücüleri karşı karşıya getirdi.

Radikal'in haberine göre Gökçek’in “Ülkücüler beni destekliyor” sözlerine dün bir açıklamayla tepki gösteren Ülkü Ocakları şunları söyledi:

“Ülkücüler; Türkiye’nin her bölgesinde, siyasi arenadaki temsilcisinin MHP olduğu bilinciyle, partisinin ve teşkilatının belirlemiş olduğu adaylara sahip çıkmakta ve desteklemektedirler. Malum şahsın uzun süredir MHP yöneticilerine, MHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayına ve camiamıza yönelik saldırılarını ibretle takip etmekteyiz. Unutulmasın ki, ‘it itliğini, kurt kurtluğunu yapar’ ve dahi herkes kendisine yakışanı yapar. Biz Ülkücüler, ‘it izini, kurt iziyle’ karıştırmayız, karıştıranın hak ettiği cevabı ve tavrı gösteririz.” vatan

Buzdolabı siyaseti'ni savundu


'300-500 haneye dağıtıldı diye seçimin kaderi mi değişir?'

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, CHP ile MHP'nin `çamur siyaseti' yapıp, haksız ithamlarla partilerini yıpratmaya çalıştığını öne sürerek, "Hizmet üretemedikleri için yalan üretiyorlar. Bunlar birbirinin ruh ikizidir" dedi. Erdoğan, 29 Mart'ı da `hesap günü' olarak ilan etti.

Mersin'deki Metropol Miting Alanı'nda yaklaşık 25 bin kişiye hitap eden Erdoğan, platforma ceketsiz olarak, gömlek ve kırmızı süeterle çıktı. Konuşmasına, kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü ve herkesin Mevlit Kandili'ni kutlayarak başladı. Kadınlara önem verdiklerini, kadınları AKP'de daha aktif olarak görevlendirdiklerini bildiren Erdoğan, 6.5 yıllık iktidarları döneminde Anayasa'da değişiklikler yaptıklarını, kadın- erkek eşitliğini pekiştirip, kadına yönelik şiddete ağır cezalar getirdiklerini söyledi. Kadınların ne tür eza, cefa çektiklerini, eve ekmek gelmediğinde nasıl yüreklerinin parçalandığını çok iyi bildiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:



"Onun için `sosyal yardımlar' dedik, `kömür' dedik, valilerimizi kaymakamlarımızı imkanlarla donattık. İşte Tunceli olayını düşünün. CHP'si de MHP'si de ayağa kalktılar. Yandaş medyaları ayağa kalktılar. Bir vali 300- 500 tane haneye buzdolabı, çamaşır makinesi, kanepe dağıttı diye bir seçimin kaderi mi değişir? Düşünebiliyor musunuz nerelere düştüler? Bu sayın Baykal değil miydi? `Ne verirlerse alın, oyunuzu da istediğiniz yere verin' demedi mi? Böyle olduğuna göre niye rahatsız oluyorsun? Bırak bu fakir fukaraya, garip gurabaya sosyal yardımlar ulaşsın. Aynı anlayış, aynı zihniyet 22 Temmuz seçimlerinde de önceki seçimlerde de ne dedi? `Bunlar herkese birer altın veriyor seçimi öyle kazanıyor'. Sizlere de bu altınlardan ulaştı mı? Ne olur gelin şu 29 Mart'ta bunlara sandıkta bir tokat daha atın ve `şu anda alamadığımız altınların hesabını soruyoruz sizden' deyin onlara."

`YAV BAHÇELİ'

Erdoğan konuşmasının devamında MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye yüklenirken, `Yav Bahçeli' diye seslendi. Kendise `Şeyh-ül İslam' diye birşey dedirtmediğini, Bahçeli'nin bunu konuşmaya başladığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yav sayın Bahçeli, Şeyh-ül İslam kime denir sen bunu biliyor musun? Önce bunu bir öğren yahu. Tayyip Erdoğan nerede böyle bir şey ifade etti? `Ben Şeyh-ül İslamım' diye bir laf benim ağzımdan bugüne kadar çıktı mı? `Padişahım' diye bir laf benim ağzımdan çıktı mı? `Sultanım' diye bir laf benim ağzımdan çıktı mı? Neyin sultanı olmaya çalışıyorum biliyor musun? Ben gönüllerin sultanı olmaya çalışıyorum. Çünkü biz milletimize efendi olmaya değil, sultan olmaya değil, padişah olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bizim mücadelemiz bu."

`29 MART HESAP GÜNÜ'

Kimin padişahlık, saltanat özlemi içinde olduğunu milletin çok iyi bildiğini söyleyen Erdoğan, bu konuda Baykal'ı eleştirirken de "Sayın Baykal kaç yıldır şu CHP'nin başında?" diye sordu. Yıllardır tahtta oturur gibi o köşelerde oturup, ahkam kesiyorlar. Bu milletin tarihine, kültürüne, asli ve asil medeniyetine küfür ederek, bu milletin aziz ecdadına dil uzatarak, millete `bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam' diyerek saltanat sürüyorlar. 29 Mart, bu bakımdan çok ama çok önemli. İnanıyorum ki 29 Mart'ta bu hesabı bunlar ödeyecek. 29 Mart hesap günü olacak."



Erdoğan, CHP'li Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin kentin çöp sorununu dahi çözemediğini öne sürerek, şöyle devam etti:

"Mersin'de neler yapıldığı ortada. Birkaç makyajdan başka... Bir çöp meselesini halledemediler. `Biz devreye girelim, yapalım' dedik. Birbirlerine girdiler. Burada yerelde bu işi çözemeyenler ne olacak da genelde bu işi çözecekler. CHP ve MHP sadece laf, laf, laf. Durumları bu. Ak Parti iktidarına gelene kadar onların ne yaptıklarını size söyleyeyim. Birkaç gün öncesinde İstanbul'da CHP, çarşaflı bir hanımefendiyi kameraların önünde tartakladı. Ne dediler biliyor musunuz? Ak Parti'li bir provokatör. Yandaş medyaları bunu böyle yayınladı. Şiddet uyguladılar. Aynı şekilde İstanbul'da Kadıköy'de Caddebostan'da bizim seçim koordinasyon merkezlerinde aynı yanlışları yaptılar. Terbiye dışı harekette bulundular. Oradaki hanım kardeşlerimizin yüzlerine tükürdüler. Bunlar bu denli barış içinde yarış anlayışından uzaklar. Bunların kadın haklarından anladıkları budur. Tekme tokat kadınlara saldırmak. Biz yoksullar üzerinden değil, yoksullar için, özürlüler üzerinden değil, özürlüler için, kadınlar üzerinden değil, kadınlar için siyaset yapıyoruz."

Mersin'e yaptıkları eğitim yardımlarından da söz eden Başbakan Erdoğan, küçük çocuklara bilgisayar kullanıp kullanmadıklarını sordu. Erdoğan, "Okullarımıza 10 bin 227 bilgisayar gönderdik. Bilişim teknoloji sınıflarını biz kurduk. Niye istedik ki; yavrularımız dünya ile buluşsun. Bilgisayar nedir öğrensin. Geçmişte, birileri yavrularımızın eline bıçak verdi, silah verdi. Biz de bilgisayar veriyoruz. Farkımız bu" dedi.

İŞSİZDEN İNTİHAR GİRİŞİMİ

Başbakan'ın konuşmasının sonlarına doğru, işsiz olduğunu söyleyen 35- 40 yaşlarındaki Halil İbrahim Akkuzu, miting alanı kenarındaki elektrik direğine çıkarak intihara kalkıştı. Başbakanlık korumaları ve miting güvenliği için bulunan polisler, aşağı atlayacağını söyleyen ve akli dengesinin bozuk olduğu ileri sürülen Akkuzu'yu iknaya çalıştı. İsteklerini içeren bir mektup aşağı atan Akkuzu'nun atlama ihtimaline karşı itfaiye ekiplerinden yardım istenip, direk altına hava yastığı açıldı.

Ardından vincin sepetiyle direkteki Akkuzu'ya ulaşan polis, onu kolundan yakaladı ve aşağı indirdi. Miting alanında bulunanlarca yuhalanan Halil İbrahim Akkuzu'ya kakalabalıktan bazı kişiler sopayla saldırdı. Polis linçten kurtardığı Akkuzu'yu alandan götürdü. Başbakan Erdoğan da kürsüden fark ettiği hareketlilik karşısında kalabalığa, "Merak etmeyin bizim görevli arkadaşlarımız böyle şeylere alışık" dedi.

Miting öncesi kendini `Ateist şair' olarak tanıtan Oktay Avcu'nun açtığı, `Türkiye'nin ikinci Atatürk'ü Erdoğan. Barış her zaman savaşı yenecek. Silaha gerek yok. Özgürlükler terörü bitirecek. En doğru yoldasın devam et. Ataist şair Oktay Avcu' yazılı döviz polis tarafından alındı. Avcu, miting alanına girişte bu döviz nedeniyle Başbakanlık korumaları tarafından uyarıldı. Avcu, ısrar edince döviz elinden alındı, ardından miting alanına girişine izin verildi. vatan

'Ankara'da otur da krize çözüm üret'


Devlet Bahçeli 10 bin kişiye hitap ettiği Aydın'da Erdoğan'ı eleştirdi

DHA


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de 36 etnik gruptan bahsederek etnik unsurları `kaşıdığını', bin yıllık kardeşliği bozmaya çalıştığını söyledi. İktidarın herkesi kendisine yandaş yapmak istediğini belirten Bahçeli, "Kendilerine oy verenleri dost, vermeyenleri düşman ilan ediyorlar. Kendileriyle birlikte olmayanları nasıl sindiririz diye düşünüyorlar, nasıl vergi cezası veririz, memuru nasıl süreriz mantığındalar" dedi. Bahçeli, Erdoğan'a devlet olanaklarını kullanarak seçim meydanlarında sağa sola saldırmak yerine Ankara'da oturup krize çözüm üretmesi öğüdünde bulundu.

Yağmurlu havaya rağmen, saatler öncesinden Aydın Atatürk Meydanı'nı dolduran yaklaşık 10 bin kişiye hitap eden Devlet Bahçeli, yine Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarına yüklendi. Bahçeli, Erdoğan'a `Padişah', `Şehzade', `Fatih' gibi sıfatlar yakıştırıldığını hatırlatarak, "Bu kadar büyük sıfatlarla süsleniyorsun. Ama kürsüye çıkıp bu sıfatlara yakışmayan kötü bir Türkçe ve kötü bir üslupla konuşuyorsun" dedi.



Başbakan Erdoğan'ın ülkeyi etnik gerginliğe sürüklemeye çalıştığını öne süren Bahçeli, "Ortada fol yok yumurta yokken, 36 etnik unsurdan söz ediyorsun. Niye bunları söylüyor, etnik unsurları kaşıyorsun? Niye bin yıllık kardeşliği bozmaya çalışıyorsun? Başbakan olarak, anayasal görevini yerine getirmek yerine, bu ülkeyi 36 etnik gruba bölerek ne yapmaya çalışıyorsun?" diye sordu.

"KENDİNDEN OLMAYANA VERGİ CEZASI"

Bahçeli, Erdoğan'ı yasama, yürütme ve yargı organları arasında gerginlik yaratmakla, AKP iktidarını da gerilim stratejisi yürütmekle suçlarken de şunları söyledi:

"Toplumu iki zıt kutuba ayırıp, aralarına keskin hat çiziyorlar. Bir yandan AKP'ye oy verenleri sürekli kendilerine bağlayacak politikalar üretirken, diğer yandan toplumu inananlar- inanmayanlar, laikler- antilaikler, ilericiler- gericiler diye bölerek sosyal dokuyu bozmaya çalışıyorlar. Kendilerine oy verenleri dost, vermeyenleri düşman ilan ediyorlar. Kendileriyle birlikte olmayanları `nasıl sindiririz' diye düşünüyorlar, `nasıl vergi cezası veririz', `memuru nasıl süreriz' mantığındalar. AKP'lilere sesleniyorum; oy verdiniz ama oyunuzun karşılığını saptıranlara da bir dur deyiniz."

"SİYASİ ÜSLUBU KİRLETİYOR"

Başbakan Erdoğan'ın çiftçiyi, vatandaşı sürekli tersleyip azarladığını kaydeden Bahçeli, "Başbakan'a son günlerde bir haller olmuş. Paltosunu bir omzuna almış, siyasi liderlere saldırıyor. Siyasi üslubu kirletiyor. Siyasi aşağılama ve iftiralarla saldırıyor" dedi.

Bahçeli, Erdoğan'ın söylediklerini iyi tartması gerektiğini belirterek, söylediklerinin ona geri dönebileceğini hatırlattı.

"ANKARA'DA OTUR DA KRİZE ÇÖZÜM ÜRET"

Ülkede 5 milyon 650 bin işsiz bulunduğunu, yoksulluk sınırının 2 bin 241 liraya çıktığını, büyük küçük birçok işletme ve işyerinin eleman çıkardığını vurulayan Bahçeli, "Böyle bir ülkede, seçim meydanlarında neden bunlardan söz etmiyorsun. Eğer sen dolar zengini yandaşlarına göre değerlendiriyorsan, kriz teğet geçti diyebilirsin" dedi.

Bahçeli, Erdoğan'a devlet olanaklarını kullanarak seçim meydanlarında sağa sola saldırmak yerine Ankara'da kalıp ekonomistleri, işçi ve işveren temsilcilerini toplayarak krize çözüm üretmesini öğütledi.

"ÖNLEM ALINMAZSA MİSAK- MİLLİ YOK OLUR"

Ülkede toplumsal bir patlamanın yaşanmaması için Başbakan Erdoğan'ın çok dikkatli davranması gerektiğini söyleyen Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:

"İşsizliğin, ahlaksızlığın bu kadar yaygınlaştığı, yokluğun, yoksulluğun, yolsuzluğun hesaplaşmanın bu kadar derinleştiği bir ortamda bir de ekonomik kriz omuzlara çökerse bu memlekette ne birlik kalır, ne Misak-ı Milli kalır, ne de toprak bütünlüğü kalır, ne de sosyal doku kalır. O zaman Türkiye'deki toplumsal patlamada ilk defa en büyük zararı Başbakan Erdoğan görür."vatan

Başbakan'a `Valiyi yedirmem' yanıtı


'Biz de AKP'ye hukukun üstünlüğünü yedirmeyiz'

DHA


BURSA'da konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın `Tunceli Valisi'ni ana muhalefet liderine yedirmem' sözlerine, "Tunceli Valisi hakkında YSK suç duyurusunda bulunmuş. Siz `yedirmem' diyorsunuz. Hukukun hiç mi üstünlüğü yok. Biz de size hukukun üstünlüğünü yedirmeyeceğiz" dedi.

Partisinin İl Örgütü'nde basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, ülke gündemine ilişkin değerlendirmede bulundu. Türkiye'nin pek çok alanda hızla geriye gittiğini savunan Öymen, "Özgürlükler, basın hürriyeti, haberleşmenin gizliliği ve daha pek çok alanda Türkiye 6- 7 yıl öncesini aratır duruma gelmiştir" diye konuştu. Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ciddi biçimde tehlikeye girdiğini öne süren Öymen şunları söyledi:

"Başbakan'ın dün söylediği sözlere bakınız: `Ben Tunceli Valisi'ni ana muhalefet partisi liderine yedirmem' diyor. Bu ne demek oluyor. Tunceli Valisi'nin seçim yasasına aykırı eylemleriyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu suç duyurusunda bulunmuş. Yani yüksek yargı organı yapılan işin suç olduğu kanaatiyle savcılığa başvuruyor, siz `yedirmem' diyorsunuz. Yani sizin için hukukun üstünlüğünün hiçbir kıymeti yok mu? Siz hukuk tanımayan bir zihniyeti mi temsil ediyorsunuz Türkiye'de? Siz mi yedirmeyeceksiniz? Siz hukuka tepki mi gösteriyorsunuz? Hukukun üstünlüğünü red mi ediyorsunuz? Biz de size demokrasiyi ve hukuku yedirmeyeceğiz. Haberiniz olsun. CHP, bu iktidara demokrasi ve hukuku yedirmeyecektir. Hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve özgürlüklere saygı göstermek zorunda kalacaksınız."

`KİMSE CUMHURİYETE BAŞ KALDIRMAYA KALKMASIN'
Bu konuda sadece Türkiye'den değil, ABD'den de tepkilerin geldiğini dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen şöyle devam etti:

"Okyanus ötesinden de tepki geliyor. Bayan Clinton gelince `one minute' diyerek, Amerikalıları da etkilemek istedi sanırım. Pensilvanya ise iktidara övgüler yağdırıyor ve yeni Osmanlı'yı övüyor. Yani cumhuriyet karşıtı bir tavrı sergiliyor. Kimse cumhuriyete baş kaldırmaya kalkmasın. Gün gelir, Pensilvanya'dan Silivri'ye de yatay geçişler olabilir. Kimse tarikatları kullanarak, demokrasi, cumhuriyet ve özgürlükleri ezebileceğini zannetmesin. Türkiye'de demokrasi, özgürlük ve cumhuriyet herkesten kuvvetlidir. Aydınları, gazetecileri hukuk yoluyla baskı altına çalışmayın. Ülkeyi ürkütmeye, korkutmaya, bir korku imparatorluğu yaratmaya kalkışmayınız. Bu millet korkuya, baskıya, hafiye teşkilatına, dini siyasi amaçlı kullanmaya dayanan Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertmiştir. Bu millet demokrasi ve sandık yoluyla AKP'nin yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğunu da yenecektir."

KADIN HAKLARI GERİYE GİTTİ
Dünya Kadınlar Günü'nü de kutlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen, "Türkiye'de son 6 yıl içinde kadın hakları ileriye değil, geriye gitti. Kadın haklarını cumhuriyet ile birlikte ön plana çıkarmıştık. Fransa'da bile kadına seçme seçilme hakkı tanınması 11 yıl sonradır. Biz Avrupa'da kadınlara siyasi hakları tanıyan ilk ülkelerden birisiyiz. Nereden nereye geldik. Şimdi tanıdığımız haklardan geriye gidiyoruz" dedi.

Öymen'in düzenlediği basın toplantısına CHP Adana Milletvekili Gaye Erbatur'da katıldı. Erbatur, Türkiye'de kadın haklarının geriye gittiğini kaydederek şunları söyledi:

"Türkiye'de kadınların yarısı fiziki, ruhsal, cinsel şiddete maruz kalıyor. kadınlar yoksulluk, yoksunluk içinde. Türkiye'de 44 tane kadın sığınma evi var ve belediyeler sığınma evleri açmıyor. Türkiye'de kız çocuklarının 7v00 bini okula gitmiyor. Türkiye'de kadın istihdamı yüzde 22'lere geriledi. Türkiye'de kadınlar 2002 yılından daha özgür değiller."vatan

AKP'de istifa depremi


Elazığ'da AKP'den 1600 kişi istifa etti

DHA


ELAZIĞ'da, AKP'li 1600 kişi partilerinden istifa etti. AKP'nin Gençlik Kolları eski üyesi Özkan Aksöz, yerel seçimler öncesinde aday belirleme sürecende gerek teşkilatların gerekse tabanın taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek, “Tepki olarak istifayı uygun bulduk” dedi.

Elazığ'da AKP'li 1600 kişi partilerinden istifa etti. Partinin Gençlik Kolları İcra Kurulu eski üyesi Özkan Aksöz, istifada eden yaklaşık 50 kişiyle birlikte AKP'nin Vali Fahri Bey Caddesi üzerindeki İl Seçim Koordinasyon Merkezi'ne gidip, istifacıların dilekçesini vermek istedi.



Seçim bürosunda bulunan İl Gençlik Kolları Başkanı Arif Sıddık Barata, kendisinin dilekçeleri almaya yetkisi olmadığını belirterek, dilekçelerin bulunduğu dosyayı geri verdi. Kısa süreli tartışmanın ardından büroda bulunan bir partili dilekçeleri aldı.

Dilekçeleri teslim ettikten sonra gazetecilere yazılı açıklamasını dağıtan Özkan Aksöz, “29 Mart yerel seçimleri öncesi aday belirleme sürecinde, gerek teşkilatların, gerekse tabanın taleplerinin dikkate alınmadan ve kamuoyunun takdirini kazanmış kişilerin aday gösterilmeyişine dur demek istedik. AKP'ye gönül vermiş kişilerin, artık Elazığ üzerinden oynanan bu siyaset oyunlarına dur demek için ben ve AKP teşkilat mensubu 1600 üye istifa etti. Ankara'ya ulaştırılacak en güzel tepki şekli olarak istifayı uygun bulduğumuz için istifa ettik” dedi.vatan

Fakıbaba gölgesinde miting


Erdoğan’ın Şanlıurfa mitingine AKP’nin yeniden aday göstermediği Fakıbaba damgasını vurdu.

Erdoğan, Fakıbaba’yı neden aday göstermediğini “Biz her şeyi vatandaşlarımıza açıklayamıyoruz” diye anlattı

BAŞBAKAN Erdoğan, Şanlıurfa’daki mitingde yaklaşık 25 bin kişiye seslendi. Erdoğan eşi ile gittiği Şanlıurfa’da AKP’den aday gösterilmeyince partisinden istifa edip bağımsız aday olan Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile AKP’li milletvekilleri tarafından karşılandı. Belediye Başkanı Fakıbaba, kendini aday göstermeyen Erdoğan’a ’hoş geldin’ dedikten sonra alandan ayrıldı. Erdoğan’ın miting yaptığı meydanda da Fakıbaba’yı destekleyen pankartlar dikkat çekti.

‘Geri dönemez’

Erdoğan ise miting meydanındaki konuşmasında, isim vermeden Fakıbaba’yı eleştirdi ve seçilse dahi AKP’ye dönemeyeceğini söyledi. Fakıbaba’nın aday gösterilmesine karşı çıktıkları bilinen milletvekillerinin kürsüden tanıtımı sırasında ise ’yuh’ sesleri duyuldu.Erdoğan, miting alanına giderken, asılı olan, ’Beni yalnız mı zannettiniz?’ mesajları içeren yazılar gördüğünü belirtip, şöyle dedi: “Biz herşeyi halkımıza açıklayamıyoruz. Bildiğimiz bazı şeyler, gerçekler var. Siyaset bir takım oyunudur. Siyaset bireysel olarak ferdi olarak yapılmaz. Eğer bireysel olarak siyaseti yapmaya kalkarsanız yaya kalırsınız. O ile de hizmet veremezsiniz. Şimdi yolda gelirken gördüm. Beni yalnız mı zannettiniz gibi birşeyler söyleniyor. Kusura bakmasın da, beyefendi zaten kendini yalnızlığa itmiş. Niye, çünkü, AKP treninden inen bir daha o trene binemez. Çünkü, bu bir takım oyunu. Seni belediye başkan adayı yaparken AKP güzel de, değişiklik yapacağız dediğimiz zaman niye rahatsız oluyorsun. Bu noktada bundan sonraki çalışmalarda bundan önce aldığın gücü kaynağı nereden bulacaksın? Ben bir de şöyle duyuyorum. ’Seçimi ben kazanacağım, Başbakanımız da beni sever. Kazandıktan sonra AKP’ye geçeceğim. ’Kusura bakma, bu trenden inen tekrar binemez. Benim milletimle alay etme hakkını kendinde görmesin.”

Ceketli protesto

Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın AKP’den aday gösterilmemesi üzerine kentin AKP’li milletvekilleri ’Fakıbaba olmasa da biz ceketimizi koysak AKP, Şanlıurfa’da kazanır’ şeklinde yayılan söylenti nedeniyle mitingin yapıldığı yapıldığı alan çevresindeki bazı binaların balkonların ve pencerelerine ceket asılması da dikkat çekti.

MAHSUMLARIN DAVUS’U!..

Başbakan Erdoğan Şanlıurfa’da Balıklıgöl’ü ziyaret edip, balıklara yem attı. Şanlıurfa sokakları Erdoğan gelmeden Ahmet Eşref Fakıbaba’yı destekleyen pankartlarla donatıldı. Miting alanındaki pankartlarda ise renkli görüntüler vardı. Yol isteyen bir grup Başbakan’ın dikkatini “Davus’un kralı” yazan pankartla çekmek istedi. vatan

Toplum artık korku ve gerilimden kurtulmalı

ŞENOL ATEŞ / ANKARA
05.03.2009
CHP, 'Nevruz Bayramı' ve 'İşçi Bayramı' kutlanması için Meclis'e kanun teklifi verdi. Baykal gerekçeyi "Engellemeyi devlet görevi kabul etmek, sorunun kaynağı" şeklinde açıkladı..
CHP, 21 Mart'ın "Nevruz Bayramı'' ve 1 Mayıs'ın ''İşçi Bayramı'' olarak kutlanması için kanun teklifi verdi. CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, TBMM Başkanlığına, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda değişiklik yapan 2 ayrı teklif sundu. Teklifler, 21 Mart'ın Nevruz Bayramı, 1 Mayıs'ın da İşçi Bayramı olarak kutlanmasını öngörüyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada "Hem nevruz hem de 1 Mayıs toplumun barış içinde kutlayabildiği bir demokratik hak konumundadır. Bunları engellemeyi bir devlet görevi olarak kabul etmek sorunun kaynağını oluşturuyor. Toplum korku ve gerilimden kurtulmalıdır" dedi. Baykal, bir grup gazeteciye 'nevruz açılımının' gerekçesini ise şöyle anlattı:

* DEMOKRATİK HAK: Nevruz da, 1 Mayıs da Türkiye'de toplumsal bir sahiplenmeye kavuşmuş günlerdir. Her ikisi de toplumun barış içinde kullanabileceği bir demokratik hak konumundadır.

* SORUNUN KAYNAĞI: Bunları engellemeyi bir devlet görevi olarak kabul etmek, sorunun kaynağını oluşturuyor. Devletin görevi bu değildir. Devletin görevi, vatandaşlarının barış ve huzur içinde olmasını sağlamaktır. Devlet toplumun bu tercihine saygı göstermelidir.

* KORKU VE GERİLİM ORTAMI OLMASIN: 1 Mayıs da Nevruz da Türkiye için bir korku, gerilim, çatışma ortamı artık yaratmamalıdır. Bu mümkündür. Devletin bu 2 günü bir bayram günü, toplumsal barış günü, bir sevgi günü olarak kabul etmesi halinde bu kâbustan, kuşkudan, korkudan toplumun kurtulacağına inanıyorum.

* ÖNCÜLÜK ETMEK İSTEDİK: Buna öncülük etmek istedik. 1 Mayıs, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'nin kutlaması gereken bir gündür. Emeğe saygı günüdür, barış ve kardeşlik günüdür, bir dayanışma günüdür. Bu yönüyle bir resmi bayram ve dayanışma günü olarak kutlanmalı. Nevruz da bizim değil, içinde bulunduğumuz bütün coğrafyamızın, her anlayışta insanlarımızın kutladığı bir gündür.

* YASAL DÜZENLEME YAPILMALIDIR: Bunun Türkiye'de barışın, istikrarın kardeşliğin, dayanışmanın gerçekleşmesine yardımı olacaktır. Parlamento resmen tatile girmemiştir, fiilen aç kapa yapılması düşünülmektedir. Açılmalıdır, işletilmelidir parlamento ve derhal bu konuda bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Artık gereksiz korkularla kendi kendimizi engellemenin anlamı yoktur buna bir son vermek lazım. sabah

Dülger: Hedef göçle gelenler

HABER MERKEZİ
05.03.2009
Demokrat Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Dülger dün, gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak'ı ziyaret etti. Ziyarette Dülger, belediye başkanı olması halinde hayata geçirmeyi vaat ettiği projelerini anlattı. Kente hüviyet değiştirecek 'İstanbul 2014' başlıklı bir proje üzerinde çalıştıklarını anlatan Mehmet Dülger, "Projemiz, göç altında ezilen İstanbul'a gelen insanların, göç etmeden önce yaşadıkları yerlerde cazibe merkezleri oluşturulması esasına dayanıyor" dedi. Dülger, trafik, deprem, çarpık kentleşme ve diğer sorunların çözümüne ilişkin 112 ayrı proje hazırladıklarını anlattı. sabah